
Döviz kuru yükseldiğinde bütün fiyatlar aynı gün değişmez. İlk olarak doğrudan ithal edilen ürünler ile dövize bağlı enerji ve ham maddeler etkilenir. Ardından bu maliyetler üretim, taşıma ve perakende zincirine yayılır. Son aşamada beklentiler ve sözleşmeler devreye girer. Kurdan enflasyona geçişin dalgalar halinde hissedilmesinin nedeni budur.
İlk dalga doğrudan ithal ürünlerdir
İthal telefon, bilgisayar, makine, ilaç ham maddesi veya otomobil parçasının Türk lirası maliyeti kurla birlikte değişir. Satıcı elindeki ürünü eski kurdan almış olsa bile yerine koyacağı yeni stok daha pahalıysa fiyatını çoğu zaman beklenen yenileme maliyetine göre ayarlar.
Geçişin hızı sektöre göre farklıdır. Fiyatın uluslararası piyasada günlük belirlendiği, stok devrinin hızlı olduğu veya kâr marjının dar kaldığı alanlarda etki çabuk görülür. Uzun vadeli tedarik sözleşmesi bulunan, kur riskinden korunmuş ya da yoğun rekabet altındaki firmalarda ayarlama daha yavaştır.
Vergi yapısı da doğrudan etkiyi değiştirir. Oransal (ad valorem) vergide kur artışı vergi tutarını da büyütür, akaryakıttaki ÖTV gibi maktu vergide büyütmez. Bu nedenle aynı kur hareketi farklı ürün gruplarında farklı fiyat sonucu doğurur.
İkinci dalga üretim maliyetlerine yayılır
Bir ürün yerli üretim etiketi taşısa bile girdilerinin tamamı yerli olmayabilir. Enerji, makine, yazılım lisansı, ambalaj, kimyasal madde, yem veya gübre dövize duyarlıdır. Kur yükseldiğinde bu girdilerin maliyeti üretici fiyatına yansır.
Tüketiciye ulaşması zaman alır. Firma önce mevcut stokları kullanır, sonra yeni maliyetle üretim yapar. Toptancı ve perakendeci de kendi stoklarını yeniledikçe fiyatı değiştirir. Zincirdeki her halka farklı tarihte hareket ettiği için tüketici tek bir büyük zam yerine art arda gelen ayarlamalar görür.
TCMB'nin kur geçişkenliği çalışması, kurun fiyatlara maliyet kanalının yanı sıra bilanço ve beklenti kanalları üzerinden de yansıdığını belirtir.[1] İthal girdi oranı önemli olsa da toplam geçiş bazı dönemlerde doğrudan ithal maliyetin ima ettiğinden daha güçlü olabilir.
Beklentiler üçüncü dalgayı oluşturur
Kur hareketi geçici görülüyorsa firma fiyat değiştirmeyebilir. Hareketin süreceği düşünülüyorsa davranış değişir. Şirket birkaç hafta sonra daha pahalıya alacağı ürünü bugünden yüksek fiyatla satar, tüketici de yeni zam beklediği için alımını öne çeker. Talebin öne gelmesi fiyat artışını kolaylaştırır.
Beklenti sözleşmelere de girer. Tedarikçi teklif verirken yalnızca bugünkü kuru değil, ödeme günündeki olası kuru hesaba katar ve belirsizlik için güvenlik payı ekler. Kur sakinleşse bile bu tampon hemen geri alınmaz. Avrupa Merkez Bankası (ECB) de döviz kurunun ithal mallar üzerinden doğrudan, diğer kanallarla dolaylı biçimde enflasyonu etkilediğini vurgular.[2]
Merkez bankasının güvenilirliği burada önem kazanır. Enflasyon beklentileri istikrarlıysa şirketler her kur hareketinde fiyat değiştirme ihtiyacı duymaz. Yüksek enflasyon ortamında ise fiyatlar zaten sık güncellendiği için kur hareketi yeni bir ayarlamaya daha kolay dönüşür.
Kur düşerse fiyatlar neden hemen gerilemez?
Firmalar yüksek kurla aldığı stokları tüketmeden indirim yapmaz. Kur düşüşünün kalıcı olduğundan emin olmak ister. Ücret, kira ve finansman gideri yüksek kalıyorsa toplam maliyet yeterince gerilemez. Rekabet güçlü olduğunda düşüş kampanyaya daha hızlı yansır, rekabet zayıfsa şirket önce marjını toparlar.
Nedensellik tek yönlü de değildir. Yüksek ve kalıcı enflasyon yerel paraya güveni zayıflatıp döviz talebini artırır. Böylece kur enflasyonu, enflasyon da kuru besleyen bir döngü doğar. Bu döngünün kırılması yalnızca kuru belirli bir seviyede tutmaya değil, beklentileri ve ekonomi politikasına duyulan güveni düzeltmeye bağlıdır.
Sektörlerin hassasiyeti de aynı değildir. İthal girdisi yüksek üretici kur hareketini hızlı hissederken döviz geliri olan ihracatçı maliyetin bir bölümünü dengeler. Uzun süre Türk lirasıyla sabit teklif veren işletme ise gelecekteki kur riskini fiyatına baştan ekler. Kur oynaklığı arttığında teklif sürelerinin kısalması bu davranışın işaretidir.
Kur geçişkenliği sabit bir katsayı değildir. Talep, stok, rekabet, ithal girdi oranı ve beklentiler her dönemde farklıdır. Bu nedenle “Kur yüzde 10 arttıysa enflasyon da yüzde 10 artar” biçimindeki hesap gerçeği yansıtmaz.
Kısa sorular
Kur artışı fiyatlara kaç ayda yansır? Tek bir süre yoktur. Doğrudan ithal ve hızlı stok devri olan ürünlerde etki daha erken görülür.
Kur sabit kalırsa enflasyon biter mi? Hayır. Ücret, kira, gıda, vergi, talep ve beklenti gibi başka kaynaklar sürebilir.
Kur düşüşü neden aynı oranda indirime dönüşmez? Yüksek maliyetli stoklar, diğer giderler, belirsizlik ve rekabetin gücü düşüşü sınırlar.
