
Japonya, Amerikan Hazine tahvillerinin en büyük yabancı sahibidir: Şubat 2026'da 1.239 milyar dolarla zirve, yabancıların elindeki federal borcun yüzde on üçe yakını. Bu stokun önemli bir bölümü Maliye Bakanlığı'nın döviz rezervlerinde durur ve rezervlerin yaklaşık yüzde yetmişi Hazine kâğıdıdır. Yeni savunmak için dolar satmak, o kâğıtları satmak demektir.
Veri bunun ne demek olduğunu gösterdi. Şubat zirvesinden Temmuz 2026'ya Japonya'nın stoku 1.104 milyar dolara indi: beş ayda 135 milyar dolar, ve bu, Ağustos'taki büyük müdahaleden önceki satış. Aynı beş ayda yabancı resmî kurumların toplam stoku 4.010'dan 3.773 milyara geriledi. Ağustos'ta rezervler bir ayda 79,6 milyar dolar eridi, tarihinin en büyük düşüşü; yabancı menkul kıymet kalemi 87,8 milyar dolar geriledi. "Washington'ın kâbusu" - en sadık alıcının satıcıya dönmesi - bir senaryo olarak değil, altı aylık istatistik olarak yaşandı. Washington'ın cevabı da aynı istatistiğin içinde: Fed'in dolar imkânı tam olarak bu satışın Hazine piyasasını sarsmaması için açıldı. Fitil yanıyor, itfaiye sahada. Ama resmî satış kur savunmasının refleksi; asıl sermaye özel sektörde ve o çok daha sessiz hareket ediyor.
Bir Japon sigortacısı Amerikan tahvili aldığında iki risk taşır: faiz ve kur. Kur riskini kapatmanın standart yolu, doları üç ay vadeli forward sözleşmesiyle geri satmaktır ve bunun bir maliyeti vardır: iki ülkenin kısa vadeli faiz farkı artı swap piyasasının dolar için istediği ek prim. 16 Eylül 2026 itibarıyla bu maliyet yıllık yüzde 2,94; farkın 2,73'ü faizden, 0,20'si primden geliyor. Amerikan on yıllığı 4,98 veriyor; kur riski kapatıldığında Japon yatırımcının eline 1,98 kalıyor. Kendi ülkesinin on yıllığı ise 3,00. Hedge'li Amerikan tahvili, Japon tahvilinin bir puan altında.
Bu makas Kasım 2022'de, Fed'in o yılki zam serisinin ortasında kapandı ve bir daha açılmadı. En derin noktası Eylül 2024: hedge'li Amerikan tahvili Japon yatırımcıya eksi 1,6 getiriyordu, Japon tahvilinin iki buçuk puan altında. 2023 baharında hedge'li getiri eksi ikiye kadar inmişti; Norinchukin bu portföyü 2024'te tasfiye etti ve Mart 2025'te biten mali yılı 1,8 trilyon yen zararla kapattı. Hayat sigortacıları hedge oranlarını tarihsel diplere çektiler; GPIF yerli tahvile dengeleniyor; kırk yıldır dışarı akan kurumsal sermaye, marjda eve dönüyor. Bu dönüş yeni güçlendirmiyor, çünkü kuru marjda belirleyen katman o değil. Şubat-Temmuz 2026 arasında Japonya'nın Hazine tahvili stoku 135 milyar dolar erirken dolar 164'e çıktı; çelişki değil, aynı mekanizmanın iki katmanı. Hedge'li kurumsal para eve dönerken hedge'siz para — NISA'yla dolara giden hanehalkı, yabancı hisseyi dengeleyen GPIF — dışarı akmaya devam ediyor ve yüz dolara yürüyen petrolün faturası her ay yeniden dolar alıyor. Fed'in 2024-2025 indirimleri makası daralttı; 16 Eylül 2026'daki zammı, kısa vadeli faiz farkını yeniden açarak hedge maliyetini bir gecede yükseltti. Sessiz dominonun dışında bir de hızlısı var.
31 Temmuz 2024'te Japonya Merkez Bankası faizi 0,25'e çıkarmış ve tahvil alımlarını yarıya indirmeyi açıklamıştı; 5 Ağustos'a gelindiğinde dolar 161,95'ten 141,69'a düşmüş, Nikkei tek günde yüzde 12,4 kaybetmiş, Amerikan on yıllığı 3,79'a gerilemiş ve Wall Street'in korku endeksi 2020'den beri görmediği seviyeleri görmüştü. Yen borçlanıp Amerikan hissesi alan pozisyonlar, yen değerlenince aynı anda kapanmak zorunda kaldı; bir marjin çağrısı diğerini tetikledi. Yirmi beş baz puanlık bir hamlenin küresel piyasalarda yarattığı zincirleme reaksiyon anomali değildi; tersine dönen trafonun ilk voltaj uyarısıydı.
Üç dominonun sırası hızla ters orantılı: resmî satış en yavaş ama en büyük, hedge'li sermayenin dönüşü sessiz ve kalıcı, carry çözülmesi en küçük ama en gürültülü. Üçü de aynı yöne, Tokyo'ya doğru itiyor. Bu üç itiş Amerika'ya ne yapar?
Dürüst olalım: Japonya'nın elindeki 1,1 trilyon, Amerikan kamu borcunun yüzde dördü. Japonya tahvillerinin tamamını satsa bile Hazine piyasası çökmez. Tehlike stokta değil, marjda: her ay yüz milyarlarca dolarlık açığı fonlayan bir Hazine'nin, en güvenilir marjinal alıcısını kaybetmesinde ve bunun sinyal etkisinde. Uzun vadeli faiz, alıcıların kim olduğunu bilen bir fiyattır.
"Akıntıya Karşı Fed"de Amerikan on yıllığının vade primini - yatırımcının belirsizlik için istediği ek getiriyi - mali ve siyasi riskin fiyatlaması olarak okumuştum. 16 Eylül 2026'da, Fed'in zam gününde, o faiz gün içinde yüzde 5,008'e dokundu ve vade primi 0,96'da duruyordu. Bu rakamın içinde Fed var, Amerikan bütçesi var ve Tokyo'dan gelen sessiz çekilme var. Peki Japonya bu faiz artışını, kendi bilançosuyla, kaldırabilir mi?
